26-03-2016 Hüseyin Şinasi

Ülkemiz ve çevremizde olup bitenlere ilişkin olarak yazı yazmayı ve sosyal medyada görüş ve düşüncelerimizi ifade etmeyi, yorum yapmayı bırakalı neredeyse üç ay oluyor.

Toplum olarak çok zor bir dönemden geçiyoruz. Bizi biz yapan ne kadar değer varsa, önce içi boşaltıldı, yozlaştırıldı, sonra yok edildi. Artık kime ve neye güvenebileceğimizi bilemiyor, kestiremiyoruz. 

Ülkemiz, kanlı terör olayları nedeniyle sıkıntı içinde. Doğu ve Güneydoğu il ve ilçelerinde başlayıp dalga dalga memleketin her tarafına yayılan terör belası, artık günlük hayatımızın bir parçası haline geldi. Başkent Ankara’da, İstanbul’da halkın mal ve can güvenliği tehlike sınırlarını çoktan aştı. Canlı bomba tehditleri artık sıradanlaştı. Kimi yazar çizer takımı “kanlı terörle yaşamaya” alışmalıyız şeklinde yazıp çiziyor..

Memleketin çeşitli yerlerinde havaya uçurulan bombalı araçlar veya insanlıktan çıkmış canlı bombaların kendilerini patlatmaları sonucu çok sayıda suçsuz günahsız vatandaşımız ölüyor veya yaralanıyor. Birçok il ve ilçede devam eden terör operasyonlarında kanlı terör örgütünün hain tuzakları nedeniyle çok sayıda asker ve polislerimiz şehit düşmüş veya yaralanmıştır. 

18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü münasebetiyle ülkenin her tarafına olduğu gibi geçtiğimiz günlerde Anamur’da da törenler yapılı, kutlama programları düzenlendi. Bu vesile ile Kaplan Düğün Salonunda Anamur Belediyesi tarafından binbir emekle hazırlanan Anamurlu Şehitler Belgeselini izledik.

Uzunluğu iki saati biraz aşan “Anamurlu Şehitler Belgeselini” izlerken oturduğumuz yerde adeta donup kaldık. Sağımızda solumuzda oturan tanıdıklarla bağımız koptu. Yakın çevremizde oturan şehit yakınlarının program sırasında ne duruma olduklarını anlatmak çok zor. O anları “sözün bittiği an” olarak nitelendirsek her halde abartmış olmayız. Şurası bir gerçek “ateş düştüğü yeri yakarmış”. O nedenle çeşitli tarihlere şehitlik mertebesine ulaşan Anamurlu yiğitlerin acısını anlatmaya, yakınlarının ruh halini ifade etmeye gücümüz yetmez.

 Yaklaşık altı aylık bir çalışma sonrasına ortaya çıkan Anamurlu Şehitler Belgeselinin düşüncesi kendisi de emekli bir asker olan Başkan Mehmet Türe. Belgeselin baştan sona hazırlanmasının sorumluluğunu Muhammet İbrahim Arıkan üstlenmiş. Ses ve müzik düzenlemelerini Gözde Fm radyosundan Ayhan Kahvecioğlu ve Derya Köksoy gerçekleştirirmiş. Belediye din Görevlisi Yalçın Şahin de ezan ve sala okuyarak katkıda bulunmuş. Belgeselin İstanbul ayağına çekimleriyle gazeteci dostumuz Mehmet Şahincileroğlu yardımcı olmuş.

 

 

 

Belgeselde kullanılan müzikler özenle seçilmiş,   geçiş efektleri etkileyiciydi. İnsana  çatışma anlarını adeta yaşatıyor. Ruhunuzdan bir şeyler kopup gidiyor. Kendinizi sanki çatışmanın ortasında buluyorsunuz. O kadar duygu yüklü bir film olmuş ki, salonda bulunan çoğu insan gözyaşlarına hakim olmadı. Hatta bazı vatandaşlar daha fazla üzüntüye dayanamayarak salondan gözyaşları arasında çıkmak zorunda kaldı.  Bazıları fenalık geçirerek ambulansa kaldırıldı. 

            Anamur’da kötü bir alışkanlık var. Yapılan bir şeyi insanlar bilir bilmez kıyasıya eleştiriyor. Onlara “haydi gel sen yap deseniz.” köşe bucak kaçacaklardır.” Tamam, hazırlanan belgeselin eleştirilecek tarafları olabilir. Ancak bu alanda ilk yapılan çalışmayı takdirle karşılamak, emeği geçenleri kutlamak, gayretlendirmek gerekiyor. Bu vesile ile emeği geçen herkesi kutluyor, başarılarının devamnı diliyorum.   

            Sözün burasına çeşitli tarihlere şehitlik mertebesine ulaşan Anamurlu yiğitlerin adlarını anmadan geçmeyelim.

Şehitlerimizden;

 

1-Abdullah Pınar; 1960 Anamur doğumlu. Güngören köyünden… Denizci er…1980 yılında Beykoz’da şehit düştü… Mezarı şehir mezarlığındadır.

 

2- Ahmet Tor; 1969 Anamur doğumlu. Kızılaliler köyünden… Piyade Teğmen… 9.6.1994’de Uluderede şehit düştü…Mezarı Kızılaliler mezarlığındadır.

 

3- Atanur Bal; 1986 Finike doğumlu. Kaşdişlen köyünden… Uzman Çavuş…25.6.2012’de Yüksekova’da şehit düştü… Mezarı Kaşdişlen mezarlığındadır.

 

4- Abdullah Çakar; 1971 Anamur doğumlu. Çarıklar köyünden… Jandarma er… 1992’de Şemdinli’de şehit düştü…Mezarı Çarıklar mezarlığındadır.

 

5- Yüksel Alçın; 1968 Anamur doğumlu. Güngören köyünden…Polis memuru… 11.12.1993’de Cizre’de şehit düştü… Mezarı Güngören mezarlığındadır.

 

6- Süleyman Bal; 1979 Kıbrıs doğumlu. Bozdoğan köyünden… Astsubay… 18.6.1998’de Gabar’da şehit düştü… Mezarı Bozdoğan mezarlığındadır.

 

7- Serkan Angay; 1980 Anamur doğumlu. Sarıdana köyünden… Jandarma .III.kdm.Uzm.Çavuş… 1.8.2011’de Van Başkale’de şehit düştü…Mezarı Sarıdana mezarlığındadır.

 

8- Oktay Duru; 1970 Anamur doğumlu. Çarıklar köyünden… Jandarma er…17.9.1991’de Tunceli’de şehit düştü… Mezarı Çarıklar mezarlığındadır.

 

9- İbrahim Armut; 1971 Anamur doğumlu. Dereköy’den… Uzman Çavuş… 12.8.1992’de Mazgirt’te şehit düştü… Mezarı Şehir mezarlığındadır.

 

10- Hüseyin Azar; 1960 Anamur doğumlu. Gercebahşiş köyünden… Jandarma er… 1981 yılında Yayladağı’nda şehit düştü… Mezarı Gercebahşiş mezarlığında dır.

 

11- Hakan Balta; 1985 Anamur doğumlu… Malaklar köyünden… Uzman onbaşı… 11.9.2012’de Şemdinli’de şehit düştü… Mezarı Malaklar mezarlığında dır.

 

12- Ahmet Gök; 1976 Anamur doğumlu. Kükür köyünden… Piyade er… 30.7.1996’da Silopi’de şehit düştü… Mezarı Aşağıkükür Belensazak mezarlığındadır.

 

13-  Zeki Çulha; 1959 Anamur doğumlu. Ortaköy mahallesinden… Polis Ö.H… 7.6.1992’de Bitlis’te şehit düştü… Mezarı Ortaköy mezarlığındadır.…

 

Belgeselde şehit ailelerden Ayşe Balta (Şehit annesi) Hakan Balta’yı,.

Mevlüt Pınar (Şehit kardeşi) Abdullah Pınar’ı,

Dursun Çakar (şehit annesi) Abdullah Çakar’ı,

Aysel Ay (Şehit kardeşi) Ahmet Tor’u,

Şahin Alçın (Şehit kardeşi) Yüksel Alçın’ı,

Pakize Duru (şehit annesi) Oktay Duru’yu,

Emin Azar (şehit ağabeyi) Hüseyin Azar’ı,

İsa Bal (Şehit babası) Süleyman Bal’ı,

Ali Çulha (şehit yeğeni) Zeki Çulha’yı,

Mehmet Armut (Şehit Babası) İbrahim Armut’u,

Sabri Gök (şehit babası) Ahmet Gök’ü,

Elife Bal (şehit annesi) ve Mehmet Bal (babası)  Atanur Bal’ı,

Şaban Angay (Şehit amcası) ve babası Serkan Angay’ı anlatılmışlardır.

 

 

 

Son olarak Şehit Aileleri isim isim sahneye çağırılarak Başkan Türe tarafından hepsine ayrı ayrı plaket takdimi yapıldı.

 

 

Plaket töreni sonrası Başkan Türe ve Şehit aileleri Türk Bayrakları açarak eşsiz bir tablo oluştururken, salonda uzun süre ayakta alkışlandılar.

 


Bu yazı 1114 defa okunmuştur.



Hüseyin Şinasi Diğer Yazıları
Köşe Yazarları
Çok Okunan Haberler
Anketimize Katılın

Hangi Belediye Daha İyi Çalışıyor ?

Mersin Büyükşehir Belediyesi
Anamur Belediyesi
Bozyazı Belediyesi
Aydıncık Belediyesi
Hiç Biri

Namaz Vakitleri
Burç Yorumları